6 Haziran 2014 Cuma

SORKUN EFSANESİ

Abstract: The Legend Of Sorkun Cave

During the late 1980's, as a young member of BUMAK, I am spending a lot of time at the club house which is situated 2 floors below my dormitory. Since I spend quite a bit of time in the club, I am reading and investigating all the information. At the door of the closet, I noticed the Sorkun Sinkhole, -200 m deep, with a huge side gallery unexplored with ? Mark on the map. That unexplored Sorkun cave was becoming a legend of how it was difficult to explore that cave and how our senior cavers has explored that cave's main gallery with great difficulty and so on. As years passed and we established ASPEG, our caving association in 2008, the first serious caving expedition was to that area which has given me the opportunity to start exploring the side gallery. We descended, mapped and connected it with main gallery with lot of members from our club and guess what? The main gallery continues with a fault/crack. We hope to create a new legend by joining Sorkun to an water outlet in the North. Who knows?


1980'lerin sonundayız, Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübünün odasındayım. Kulübümüz, güney kampüste, I.Erkek yurdu'nun altındaki “study” denilen çalışma salonuna bakan odalardan biridir. Bende bu yurtta kaldığım için bir yatmak ve derslere gitmek hariç, vaktimin tümünü kulüp odamızda harcıyorum. Herşeyi karıştırıyorum ve her çizilen mağaraya bakıyorum. Birgün, dolapların üzerinde Sorkun mağarasının haritasına baktığımda bir yan kolun olduğu ve soru işaretli olduğunu gördüm. Metin'e (Albukrek) sorduğumda, Sorkun'un çok ama çok zor bir mağara olduğunu söyledi. Bende arada bir “ya şu koldan bir insek filan diyorum” durup durup. Metin'de bana Oral'ların (Ülkümen) Sorkun'da su altında döşeme yaptıklarını, soğuk suların içinde, şelale içinde oldukça yorucu bir şekilde -200 m'ye kadar indiklerini söyledi. Metin, bahar'da da Sorkun'a giren suyu gördüğü için, Sorkun'un çok tehlikeli bir mağara olduğunu söyleyip duruyordu, ben gidelim dedikçe. Haritası da 2a olduğu için arada “ ya bu mağara daha iyisini hak ediyor” diyordum içimden.

Zaman geçtikçe, yutkunarak bakıyordum o haritaya arada sırada. O yıllarda birkaç takıntım vardı. Düdenyayla'ya ve Çukurpınar yaylasına kışın gitmek fotoğraf çekmek gibi. Sorkun'daki yankola girmekte bunlardan biriydi. Haritaya bakarken kendimi o koldan inerken hayal ediyordum.

Aradan yıllar geçti ve Anadolu Speleoloji Grubu'nu kurduk 2008 yılında ve Küre milli parkında çalışmaya başladık akabinde. Geçmişim beni dürtüyordu, evet artık Sorkun'a girme vakti gelmişti. Düşünsenize 1983 yılından beridir o mağaraya (sanırım) kimse inmemişti. Temmuz 2008 yılında, Murat Eğrikavuk, Ali Aytan ve ben ilk girişi yaptık. Mağaranın bacasından değil normal ağzından girdik. İlk iki inişi yaptıktan sonra büyük bir cadıkazanından sonra yan kola giriyorsunuz. Burada derin ve kenarları dik bir cadıkazanını geçtikten sonra bacanın altına geliyorsunuz. Burada mağara size sesleniyor “ben gidiyorum, geliyor musun? “diye...Aşağıdaki cadıkazanlarını pas geçmek için yan duvarda takıl-geçleri döşüyoruz ve köşeyi döndüğümüzde mağara tavanı ile birleşiyoruz. Ondan sonraki iniş ise yaklaşık 40 metre !..İşte ilk girişimiz böyleydi. Ali Aytan'ın ilk dübelini çaktığı ve sonra ana kolla yan kolu birleştirdiği gene bu mağaradaydı. Kampın çoğu zamanında, ben Sorkun'daydım, döşeme yapıyordum. Daha sonra Barbaros Acartürk, Cansu Yılmaz, Simge Duğa, Hande Ceylan, Durmuş Yarımpabuç, Gökçen Fidan, Cem Yürek, Ayşe Borovalı bu mağarada tecrübe kazandılar, tecrübelerine tecrübe kattılar.

Daha sonraki yıllarda bu mağaraya tekrar tekrar geldik. Yan kolu -200 m'ye indirdik, ölçtük. Ana kolda, Sinan Poyraz ve HÜMAK'lı arkadaşlarımız, Ahmet Sücüllü, Emrah Dirmit ve Ahmet Çoşkun, suyun aktığı bir ortamda belli bir derinliğe indiler ve ölçüm aldık. Ertesi sene bu sefer 3 kişilik dev ekiple oradaydık. Gülşen Küçükali, Ceyhun Uludağ ve ben. 3 gün boyunca, deli gibi çalışarak, BÜMAK'ın en son 1983 yılında geldiği mesafeye kadar geldik, ölçtük, döşedik ve çıktık.

Evet, bu efsane yıkıldı.

İyi ki girmekte ısrar etmişim bu mağaraya kendi adıma. Çok ama çok güzel bir mağara. Müthiş bir dikey mağara ve son zamanlarda aklıma takılan bir soruya cevabı sanırım o bölgede ancak ve ancak bu mağara cevap verebilir.

Soru şu: Küre milli parkı güney duvarı ile kuzey duvarı (Valla kanyonunun batı tarafı) arasında bir sürü batan düden ve mağara var. Valla kanyonunun kuzeybatı duvarından köylülerin “Sorkun suyu” dedikler baharda patlayan (su) bir delik var. Bu düdenlerin hiçbiri aşağıda birbiriyle bağlanmıyor mu? Veya biz mağaracıların girebileceği ve delikten çıkabileceğimiz bir mağaralar sistemi yok mu?

Sorkun'un en dibinde çok büyük bir göl var ve sol tarafa doğru çatlak gidiyor ve hava geliyor. Sorkun'un içindeki sürüklenen kütükleri ve kışın kendi gözlerimle gördüğüm su miktarını göz önüne aldığımda neden olmasın diyorum. Bu çatlak devam eder mi? Yeni bir efsane başlar mı acaba?

Neden olmasın? Gideceğiz ve göreceğiz.

Ender Usuloğlu

Sorkun Kuylucu Araştırma Tarihleri

-BÜMAK 1983
-ASPEG Temmuz 2008
-ASPEG Mayıs 2010
-ASPEG Eylül 2010

-ASPEG Ekim 2010

Not: ASPEG'in DIP dergisinden alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg